The Armenian presence in the city of Çanakkale stretches back several centuries, forming part of the city’s multicultural makeup during the Ottoman era. Armenians lived alongside Turks, Greeks, Jews and Levantines in what was a diverse and often peacefully coexisting society. While the events of the early twentieth century remain deeply sensitive and widely debated, with different narratives told depending on perspective, what is clear is that the Armenian community once played a significant role in the life of Çanakkale.
By the late nineteenth century, the Armenian population in Çanakkale was estimated at around 900 to 1,000 people, out of a total population of roughly 22,000. They primarily lived in and around what is now known as the Fevzipaşa district, close to the city centre. This area became home to Armenian families, businesses, schools and places of worship, helping to create a vibrant and active community. Many Armenians were tradespeople, merchants and artisans, contributing to the city’s economy and maintaining strong social and cultural links within the broader population.

At the heart of the community was the Surp Kevork Armenian Church, originally established in 1669 and later rebuilt in stone in 1873. It underwent significant renovation in 1888, and by the early 1900s had become not just a place of worship but a central gathering point for Armenians in the city. Next to the church stood a school building, forming a small but meaningful religious and educational complex. After the Armenian population left Çanakkale in the early twentieth century, the church was seized by the state and later repurposed. In 1934, it became the city’s first archaeological museum, then an ethnography museum, and today the building is used as a cultural centre managed by Çanakkale Onsekiz Mart University.
The building still stands today and is one of the few surviving examples of Armenian architecture in Çanakkale. With its rectangular layout, stone masonry, tiled roof and distinct arched windows, it serves as a physical reminder of a community that once thrived in the city. While many Armenian homes and shops have either disappeared or been transformed over time, the church offers a direct link to the past.
The Armenian community, like others in Çanakkale, saw its decline begin during a turbulent period in Turkish and world history. During the First World War, Armenian populations across Anatolia were affected by forced migrations, political unrest and, later, the policies that followed the establishment of the Turkish Republic. Although Çanakkale was not at the heart of these events, its Armenian residents were nevertheless impacted by the broader changes occurring across the country. The final departure of the Orthodox Christian population came after the 1923 population exchange agreement between Greece and Turkey, which saw thousands of people resettled on both sides.
Today, the Armenian presence in Çanakkale is remembered through a handful of historic buildings, photographs and archival material. Surp Kevork Church stands as the most prominent physical legacy, while occasional cultural or academic events reflect on the city’s once-diverse population. Although the Armenian community no longer resides in Çanakkale, their influence remains part of the city’s layered history and cultural heritage.
Çanakkale şehrindeki Ermeni varlığı, Osmanlı dönemine uzanan birkaç yüzyıllık bir geçmişe sahiptir ve şehrin çokkültürlü yapısının önemli bir parçasını oluşturmuştur. Ermeniler, Türkler, Rumlar, Yahudiler ve Levantenlerle birlikte, çeşitliliğin hâkim olduğu ve çoğu zaman barış içinde bir arada yaşanan bir toplumun içinde yer almışlardır. Yirminci yüzyılın başındaki olaylar hâlâ oldukça hassas ve farklı bakış açılarına göre değişen anlatılara konu olsa da, açık olan şu ki, Ermeni toplumu bir zamanlar Çanakkale’nin sosyal hayatında önemli bir rol oynamıştır.
On dokuzuncu yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Çanakkale’deki Ermeni nüfusunun yaklaşık 900 ila 1.000 kişi civarında olduğu tahmin edilmekteydi. Bu sayı, toplam yaklaşık 22.000 kişilik nüfusun küçük ama dikkat çeken bir kısmını oluşturuyordu. Ermeniler ağırlıklı olarak günümüzde Fevzipaşa Mahallesi olarak bilinen, şehir merkezine yakın bölgede yaşıyorlardı. Bu bölge, Ermeni ailelerin, iş yerlerinin, okulların ve ibadet yerlerinin bulunduğu canlı bir topluluk haline gelmişti. Birçok Ermeni, zanaatkâr, tüccar ve esnaf olarak çalışıyor; şehrin ekonomisine katkıda bulunuyor ve daha geniş toplumla güçlü sosyal ve kültürel bağlar sürdürüyordu.
Toplumun kalbinde yer alan Surp Kevork Ermeni Kilisesi, ilk olarak 1669 yılında kurulmuş ve 1873 yılında taş malzeme kullanılarak yeniden inşa edilmiştir. 1888 yılında kapsamlı bir restorasyondan geçen kilise, 1900’lü yılların başlarına gelindiğinde sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda şehirdeki Ermeniler için merkezi bir buluşma noktası haline gelmiştir. Kilisenin hemen yanında bir okul binası yer almakta olup, bu iki yapı küçük ama anlamlı bir dini ve eğitim kompleksi oluşturmuştur. 20. yüzyılın başlarında Ermeni nüfusunun Çanakkale’yi terk etmesinin ardından kiliseye devlet tarafından el konulmuş ve yapı farklı amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. 1934 yılında şehrin ilk arkeoloji müzesine dönüştürülmüş, daha sonra etnografya müzesi olmuş ve günümüzde ise Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından yönetilen bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.
Bina günümüzde hâlâ ayakta olup, Çanakkale’de ayakta kalan az sayıdaki Ermeni mimari eserlerinden biridir. Dikdörtgen planı, taş duvarları, kiremit çatısı ve karakteristik kemerli pencereleriyle bu yapı, şehirde bir zamanlar yaşamış olan bir toplumun fiziksel bir hatırası olarak varlığını sürdürmektedir. Ermenilere ait evlerin ve dükkânların birçoğu zamanla ortadan kaybolmuş ya da dönüştürülmüş olsa da, bu kilise geçmişle doğrudan bir bağ sunmaktadır.
Çanakkale’deki Ermeni topluluğu da tıpkı diğer gruplar gibi, hem Türkiye’de hem de dünyada yaşanan çalkantılı bir dönemde gerilemeye başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Anadolu’daki Ermeni nüfusu zorunlu göçler, siyasi kargaşalar ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla yürürlüğe giren politikalar nedeniyle büyük zarar görmüştür. Çanakkale bu olayların merkezinde yer almasa da, burada yaşayan Ermeni halkı da ülke genelindeki değişimlerden etkilenmiştir. Şehirdeki Ortodoks Hristiyan nüfusunun son olarak ayrılması ise, 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan nüfus mübadelesi anlaşmasının ardından gerçekleşmiş, bu süreçte her iki ülkede de binlerce insan yer değiştirmiştir.
Bugün Çanakkale’deki Ermeni varlığı, birkaç tarihi yapı, bazı fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle hatırlanmaktadır. Surp Kevork Kilisesi, bu geçmişin en belirgin fiziksel mirası olarak öne çıkarken, zaman zaman düzenlenen kültürel veya akademik etkinlikler şehrin bir zamanlar sahip olduğu çokkültürlü yapıya ışık tutmaktadır. Ermeni topluluğu artık Çanakkale’de yaşamasa da, bu toplumun etkisi şehrin katmanlı tarihi ve kültürel mirası içinde yaşamaya devam etmektedir.







Leave a Reply