The Greeks

The Greeks




The Greek presence in the city of Çanakkale stretches back to antiquity. During the Ottoman period, particularly from the 17th century onwards, the city became home to a sizeable and active Greek Orthodox community. By the end of the 19th century, Greeks made up a significant portion of Çanakkale’s population, living alongside Turks, Jews, Armenians and Levantines in a multicultural and multilingual society. The Greeks of Çanakkale were engaged in trade, shipping, education and artisanal crafts. Many were part of the city’s wealthier classes, with strong ties to Smyrna and Constantinople. Families of Greek origin owned shops, warehouses and houses in central neighbourhoods and contributed to the city’s commercial and cultural life.

The heart of the Greek Orthodox community was its church, located near what is now the main bus terminal. Though long since demolished, this church once stood as the primary place of worship and a social hub for Çanakkale’s Greeks. Other buildings in the city, including warehouses, schools and family homes, were built in styles typical of 19th-century Greek and Levantine architecture. Today, some of these buildings survive, often repurposed or in a state of disrepair, their origins remembered only by a few. One of the most iconic structures linked indirectly to the city’s cosmopolitan past is the clock tower, built in 1897 by a wealthy Italian merchant. Although not Greek in origin, it reflects the shared architectural environment in which the Greek community also built and thrived.

The Greek community’s decline began in the early 20th century, during a period of growing nationalism and political upheaval. In 1914, under the rule of the Committee of Union and Progress, Greeks across western Anatolia, including those in Çanakkale, were targeted by policies of forced migration and intimidation. Some were deported, others coerced into leaving through boycotts, confiscation of property and fear. During the First World War, many remaining Greek families were further displaced, and their communal institutions began to fade. The final blow came in 1923, with the population exchange agreement between Greece and the newly founded Republic of Turkey. Under this treaty, the remaining Orthodox Greeks of Çanakkale were compelled to leave, along with thousands of others across Anatolia, and were resettled in Greece. In return, Muslims from Greece were sent to settle in Turkish towns, including Çanakkale.

After the departure of its Greek population, most of the community’s churches, schools and cultural landmarks were either demolished, abandoned or repurposed. Few physical traces remain today. The memory of the Greek presence in Çanakkale now survives mainly through old photographs, occasional references in historical research and the recollections of descendants whose families once called the city home. While the buildings and institutions may be gone, the role of the Greek community in shaping the cultural and commercial life of Çanakkale remains an important part of the city’s layered history.

There are a few public domain photographs available that show aspects of this lost heritage. These include images of the old Greek Orthodox church before its demolition, which are occasionally found in archives and cultural heritage websites. Photographs of late Ottoman Çanakkale show the multicultural nature of the city, with Greek, Jewish and Muslim quarters closely interwoven. Some visual materials are available through institutions such as the Levantine Heritage Foundation or the Turkish Ministry of Culture, and may be freely used for educational or historical purposes.


Çanakkale kentindeki Rum varlığı antik çağlara kadar uzanır. Osmanlı döneminde, özellikle 17. yüzyıldan itibaren şehir, önemli büyüklükte ve oldukça aktif bir Rum Ortodoks topluluğuna ev sahipliği yapmaya başladı. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Rumlar Çanakkale nüfusunun önemli bir kısmını oluşturuyordu ve Türkler, Yahudiler, Ermeniler ve Levantenlerle birlikte çok kültürlü ve çok dilli bir toplum içinde yaşıyorlardı. Çanakkale Rumları; ticaret, gemicilik, eğitim ve zanaatkârlıkla uğraşıyorlardı. Birçoğu, İzmir ve İstanbul ile güçlü bağları olan varlıklı sınıflara mensuptu. Rum kökenli aileler şehir merkezindeki mahallelerde dükkânlara, depolara ve evlere sahipti ve kentin ticari ve kültürel yaşamına önemli katkılarda bulunuyorlardı.

Rum Ortodoks topluluğunun kalbi, günümüzde ana otobüs terminalinin yakınında yer alan ve artık mevcut olmayan kiliseleriydi. Uzun zaman önce yıkılmış olmasına rağmen, bu kilise bir zamanlar Çanakkale Rumlarının hem ibadet merkezi hem de sosyal buluşma noktasıydı. Şehirdeki diğer yapılar —depolar, okullar ve aile konutları— 19. yüzyıla özgü Rum ve Levanten mimari stillerinde inşa edilmişti. Bugün bu yapılardan bazıları hâlâ ayaktadır; kimi farklı amaçlarla kullanılmakta, kimi ise harap durumdadır. Kökenleri artık yalnızca az sayıda kişi tarafından hatırlanmaktadır. Şehrin kozmopolit geçmişiyle dolaylı olarak bağlantılı en simgesel yapılardan biri, 1897 yılında varlıklı bir İtalyan tüccar tarafından yaptırılan saat kulesidir. Her ne kadar Rumlara ait olmasa da, Rum topluluğunun da içinde geliştiği ortak mimari çevreyi yansıtmaktadır.

Rum topluluğunun gerilemesi, 20. yüzyılın başlarında, artan milliyetçilik ve siyasi çalkantıların yaşandığı bir dönemde başladı. 1914 yılında, İttihat ve Terakki yönetimi altında, Batı Anadolu’daki Rumlar gibi Çanakkale’deki Rumlar da zorunlu göç ve sindirme politikalarının hedefi oldular. Bazıları sürgün edildi, bazıları ise boykotlar, mülklere el koyma ve korku yoluyla göçe zorlandı. I. Dünya Savaşı sırasında şehirde kalan Rum ailelerin çoğu daha da yerinden edildi ve toplumsal kurumları çözülmeye başladı. Son darbe ise 1923 yılında, Yunanistan ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasında yapılan nüfus mübadelesiyle geldi. Bu antlaşma gereğince, Çanakkale’de kalan son Ortodoks Rumlar da Anadolu’nun dört bir yanındaki binlerce kişiyle birlikte Yunanistan’a gönderildi. Karşılığında ise Yunanistan’daki Müslüman nüfus Türkiye’ye getirilerek Çanakkale gibi şehirlere yerleştirildi.

Rum nüfusun ayrılmasından sonra, topluluğa ait kiliselerin, okulların ve kültürel yapıların çoğu ya yıkıldı, ya terk edildi ya da başka amaçlarla kullanıldı. Bugün geriye çok az fiziksel iz kalmıştır. Çanakkale’deki Rum varlığına dair anılar artık daha çok eski fotoğraflarda, zaman zaman yapılan tarihî araştırmalarda ve şehri bir zamanlar evi olarak gören ailelerin torunlarının anılarında yaşamaktadır. Her ne kadar bu yapıların ve kurumların çoğu ortadan kalkmış olsa da, Rum topluluğunun Çanakkale’nin kültürel ve ticari yaşamının şekillenmesindeki rolü, kentin çok katmanlı tarihinin önemli bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir.

Bu kaybolan mirasa dair bazı kamu malı (public domain) fotoğraflar hâlâ mevcuttur. Bunlar arasında, yıkılmadan önceki eski Rum Ortodoks kilisesinin arşivlerde ve kültürel miras sitelerinde zaman zaman ortaya çıkan görüntüleri bulunmaktadır. Geç Osmanlı dönemine ait Çanakkale fotoğrafları, Rum, Yahudi ve Müslüman mahallelerinin iç içe geçmiş çok kültürlü yapısını gözler önüne serer. Görsel materyallerin bir kısmına, Levanten Heritage Foundation (Levanten Mirası Vakfı) veya Türkiye Kültür Bakanlığı gibi kurumlar aracılığıyla ulaşılabilir ve bu içerikler genellikle eğitimsel ya da tarihî amaçlarla ücretsiz olarak kullanılabilir.

Leave a Reply

Welcome – Çanakkale

Set on the stunning Dardanelles Strait, Çanakkale is your gateway to ancient Troy and the legendary Gallipoli battlefields. With its rich history, lively waterfront, and welcoming atmosphere, it’s the perfect stop for curious travellers. Come and explore this unforgettable corner of Turkey!

Discover more from Çanakkale City - Çanakkale şehri, Türkiye

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading